Almanca ayrılabilen fiiller, önüne eklenen önekler sayesinde yeni anlamlar kazanan fiillerdir. Bu önekler fiilden ayrılabilir ve cümlede farklı yerlere gelebilir. Önekleri ayrılan eylemler Almancada trennbare Verben olarak adlandırılır. Ayrılabilen fiillerin kullanımı, cümlenin zamanına ve yapısına göre değişir. Ayrılabilen fiilleri tanımak için hem öneklerin hem de vurgunun önemli olduğunu bilmek gerekir.
Bu eylemlerde yer alan ekler, cümlede tek başına da kullanılabilir. Bu ekler belli bir anlam içerir ve vurgulu söylenir/okunur. Bunlar, başta ilgeçler (Präposition) olmak üzere, ad, sifat, belirteç, eylem gibi diğer sözcük türlerinden de oluşabilir:
ab-, abwärts-, acht-, a, aneinander-, auf-, aufeinander-, aufwärts-, aus-, auseinander-, bei-, beieinander-, da-, dabei-, dafür-, dagegen-, daher-, dahin-, dahinter-, daneben-, dank-, dar-, daran-, drauf-, drin-, darüber-, darunter-, davon-, davor-, dazu-, dazwischen-, durch-, durcheinander-, ein-, einander-, empor-, entgegen-, fehl-, fest-, fort-, füreinander-, gegeneinander-, gegenüber-, halt-, haus-, her-, herab-, heran-, herauf-, heraus-, herbei-, herein-, herüber-, herum-, herunter-, hervor-, hieran-, hierauf-, hieraus-, hierbei-, hierdurch-, hierfür-, hiergegen-, hierher-, hierherum-, hierhin-, hierüber-, hierum-, hierunter-, hiervon-, hierzu-, hin-, hinab-, hinauf-, hinaus-, hindurch-, hinein-, hinter-, hintereinander-, hinterher- hinüber-, hinunter-, hinweg-, hinzu-, hoch-, hof-, hohn-, ineinander-, kaputt-, kehrt-, kennen-, los-, maschine-, mit-, miteinander-, nach-, nacheinander-, nahe-, nebeneinander-, preis-, rad-, rückwärts-, spazieren-, stand-, statt-, stehen-, teil-, tot-, über-, übereinander-, um-, umeinander-, unter-, untereinander-, voneinander-, vor-, vorwärts-, wahr-, weg-, wehr-, wieder-, zu-, zueinander-, zufrieden-, zurecht-, zurück-, zusammen.
Fahren fiilinin yanı sıra, başka ayrılabilen fiiller de vardır. Örneğin, nehmen (almak) fiili, önüne gelen öneklere göre şu anlamlara gelir:
Ayrılabilen fiillerin önekleri, cümlede fiilden ayrılabilir ve farklı yerlere gelebilir. Bu durum, cümlenin zamanına ve yapısına bağlıdır. Şimdiki zamanda, basit bir bildirme cümlesinde, fiil çekimlenir ve cümlede ikinci pozisyonda yer alır. Önek ise cümlenin sonunda yer alır. Örneğin:
Bu eylemlerde yer alan ekler, cümlede tek başına da kullanılabilir. Bu ekler belli bir anlam içerir ve vurgulu söylenir/okunur. Bunlar, başta ilgeçler (Präposition) olmak üzere, ad, sifat, belirteç, eylem gibi diğer sözcük türlerinden de oluşabilir:
ab-, abwärts-, acht-, a, aneinander-, auf-, aufeinander-, aufwärts-, aus-, auseinander-, bei-, beieinander-, da-, dabei-, dafür-, dagegen-, daher-, dahin-, dahinter-, daneben-, dank-, dar-, daran-, drauf-, drin-, darüber-, darunter-, davon-, davor-, dazu-, dazwischen-, durch-, durcheinander-, ein-, einander-, empor-, entgegen-, fehl-, fest-, fort-, füreinander-, gegeneinander-, gegenüber-, halt-, haus-, her-, herab-, heran-, herauf-, heraus-, herbei-, herein-, herüber-, herum-, herunter-, hervor-, hieran-, hierauf-, hieraus-, hierbei-, hierdurch-, hierfür-, hiergegen-, hierher-, hierherum-, hierhin-, hierüber-, hierum-, hierunter-, hiervon-, hierzu-, hin-, hinab-, hinauf-, hinaus-, hindurch-, hinein-, hinter-, hintereinander-, hinterher- hinüber-, hinunter-, hinweg-, hinzu-, hoch-, hof-, hohn-, ineinander-, kaputt-, kehrt-, kennen-, los-, maschine-, mit-, miteinander-, nach-, nacheinander-, nahe-, nebeneinander-, preis-, rad-, rückwärts-, spazieren-, stand-, statt-, stehen-, teil-, tot-, über-, übereinander-, um-, umeinander-, unter-, untereinander-, voneinander-, vor-, vorwärts-, wahr-, weg-, wehr-, wieder-, zu-, zueinander-, zufrieden-, zurecht-, zurück-, zusammen.
- Ayrılabilen fiillerin önekleri fiilin anlamını etkiler.
Örneğin, - Ayrılabilen fiillerin önekleri, cümlede fiilden ayrılabilir ve farklı yerlere gelebilir. Bu durum, cümlenin zamanına ve yapısına bağlıdır. Şimdiki zamanda, basit bir bildirme cümlesinde, fiil çekimlenir ve cümlede ikinci pozisyonda kullanılır.
Fahren fiilinin yanı sıra, başka ayrılabilen fiiller de vardır. Örneğin, nehmen (almak) fiili, önüne gelen öneklere göre şu anlamlara gelir:
- fahren (sürmek)
- abfahren (yola çıkmak)
- anfahren (çarpmak)
- auf fahren (üzerine sürmek)
- ausfahren (dışarı çıkmak)
- ein fahren (içeri girmek)
- los fahren (hareket etmek)
- mit fahren (birlikte gitmek)
- nach fahren (takip etmek)
- vor fahren (öne sürmek)
- weg fahren (uzaklaşmak)
- weiter fahren (devam etmek)
- abnehmen (kilo vermek, azalmak, alıp götürmek)
- annehmen (kabul etmek, varsaymak, almak)
- aufnehmen (kaydetmek, almak, içermek)
- ausnehmen (soymak, temizlemek, hariç tutmak)
- einnehmen (kazanmak, ilaç almak, işgal etmek)
- losnehmen (başlamak, çıkarmak, alıp götürmek)
- mitnehmen (yanına almak, götürmek, etkilemek)
- nachnehmen (tekrar almak, taklit etmek, kızmak)
- vornehmen (yapmak, gerçekleştirmek, planlamak)
- wegnehmen (çalmak, alıp götürmek, elinden almak)
- weiternehmen (devam etmek, ilerlemek, sürdürmek)
- abgeben (teslim etmek, bırakmak, vermek)
- angeben (belirtmek, göstermek, hava atmak)
- aufgeben (vazgeçmek, pes etmek, vermek)
- ausgeben (harcamak, dağıtmak, vermek)
- eingeben (girmek, yazmak, vermek)
- losgeben (başlatmak, bırakmak, vermek)
- mitgeben (yanına vermek, göndermek, söylemek)
- nachgeben (taviz vermek, yumuşamak, vermek)
- vorgeben (öne sürmek, iddia etmek, vermek)
- weggeben (başkasına vermek, elden çıkarmak, vermek)
- weitergeben (aktarmak, devretmek, vermek)
Ayrılabilen fiillerin önekleri, cümlede fiilden ayrılabilir ve farklı yerlere gelebilir. Bu durum, cümlenin zamanına ve yapısına bağlıdır. Şimdiki zamanda, basit bir bildirme cümlesinde, fiil çekimlenir ve cümlede ikinci pozisyonda yer alır. Önek ise cümlenin sonunda yer alır. Örneğin:
- Er fährt morgen nach Berlin ab. (O, yarın Berlin’e yola çıkıyor.)
- Sie nimmt die Jacke mit. (O, ceketi yanına alıyor.)
- Ich gebe dir das Buch zurück. (Sana kitabı geri veriyorum.)
- Er ist gestern nach Berlin abgefahren. (O, dün Berlin’e yola çıktı.)
- Sie hat die Jacke mitgenommen. (O, ceketi yanına aldı.)
- Ich habe dir das Buch zurückgegeben. (Sana kitabı geri verdim.)
- Fährst du morgen nach Berlin ab? (Yarın Berlin’e yola çıkıyor musun?)
- Hat sie die Jacke mitgenommen? (O, ceketi yanına aldı mı?)
- Hast du mir das Buch zurückgegeben? (Bana kitabı geri verdin mi?)
- Ich weiß, dass er morgen nach Berlin abfährt. (Yarın Berlin’e yola çıktığını biliyorum.)
- Sie sagt, dass sie die Jacke mitgenommen hat. (O, ceketi yanına aldığını söylüyor.)
- Er fragt, ob du mir das Buch zurückgegeben hast. (Bana kitabı geri verip vermediğini soruyor.)